Hastalıklar

Göz Tansiyonu Belirtileri Nelerdir?

Göz tansiyonu belirtileri arasında en önemlisi hiç şüphesiz ki göz içi yüksek basınçtır. Ancak tanı için bu yeterli olmayacaktır. Zaten hastalık sinsi bir ilerleyiş seyri gösterdiğinden genellikle tesadüfi yollarla rutin göz kontrolleri sırasında tespit edilmektedir.

Her ne kadar iç basınçtaki yükseklik tanı için öncü bir semptom olsa da kesin teşhis için sinir uçlarının zarar görmüş olması şartı aranır.  Hastalığın oluşum aşaması ise şöyle gerçekleşir: 

Diğer adıyla “Karasu Hastalığı” olarak bilinen göz tansiyonu, göz sinirlerinin, iç basıncın yükselmesiyle beraber zedelenmesinden kaynaklanır. Özellikle ilerleyen yaşlarda görülme sıklığı artan hastalık, tedavi edilmez ise kalıcı görme kaybına sebebiyet verebilir. 

Literatürde glokom olarak adlandırılan göz tansiyonunda, göz içi sıvısının dışarıya çıkabilmesini sağlayan trabeküler ağlarda tıkanıklık meydana gelir ve aköz sıvısı, gözde birikmeye başlar. Bu birikim de göz içi basıncının artmasına neden olur. Artan basınç, görme siniri olarak nitelendirilen optik sinire baskı uygulayarak bu bölgede sinir uçlarında deformasyona yol açar. Şimdi göz tansiyonu belirtileri nelerdir, bu hastalık neden olur, nasıl korunuruz ve tedavi yöntemleri hakkındaki soruları cevaplamaya başlayalım.

Göz Tansiyonunun Nedenleri

Göz tansiyonu belirtileri nelerdir sorusunu açıklamadan önce bu hastalığın nedenlerini açıklamak isteriz. Göz tansiyonu yani Glokom hastalığının ortaya çıkması genetik ve çevresel birtakım nedenlere bağlı olarak görülür. Göz tansiyonu risk grubunda yer alanlar, çoğunlukla aşağıdaki gibidir.

  • Ailede göz tansiyonu geçmişinin olması (genetik yatkınlık)
  • Hastanın 40 yaşın üzerinde olması
  • Şeker hastalığı ve guatr (hipotiroidizm)
  • Şiddetli kansızlık 
  • Ani yaşanan şoklar
  • Yüksek ya da düşük kan basıncı (tansiyon)
  • Yüksek miyop
  • Yüksek hipermetrop
  • Migren atakları
  • Uzun süredir devam eden kortizon tedavileri
  • Göz yaralanmaları
  • Irksal faktörler
  • Göz iltihaplanmaları

Sıralan özellikleri taşıyanların düzenli olarak göz muayenesinden geçmesi oldukça önemlidir. 

Göz Tansiyonu Belirtileri

Göz tansiyonu belirtileri, hastalığın özellikle ileriki yaşlarda görülmesi halinde yaşa bağlı belirtiler olarak düşünülmekte ve yeteri kadar ciddiye alınmamaktadır. Ancak özellikle risk grubunda sayılan kişilerin bu konuda daha hassas olması ve aşağıdaki bulguları kendilerinde gözlemlemeleri halinde derhal göz doktoruna başvurmaları gerekmektedir. 

  • Gözde sertlik hissiyatı
  • Sabahları ortaya çıkan şiddetli baş ağrıları
  • Ara sıra yaşanan görme bulanıklıkları 
  • Geceleri ışıkların etrafında ışıklı halkalar görülmesi
  • Televizyon seyrederken göz çevresinde ağrı hissi

Başlıca göz tansiyonu belirtileri bunlardır ancak unutulmamalıdır ki göz tansiyonu gizlice ilerler ve ileride başka sorunlara yol açabilir. Bu sebepten düzenli olarak her sene göz tansiyonunu ölçtürmek, erken teşhis için büyük önem taşımaktadır.

Göz Tansiyonunun Türleri

Göz tansiyonu belirtileri ve nedenlerini detaylıca açıkladık şimdi bu hastalığın ne gibi çeşitleri bulunuyor, onlardan bahsedelim. Göz tansiyonu çeşitleri açık ve dar açılı olarak ikiye ayrılmıştır. 

Açık Açılı Glokom: Ağırlıklı olarak görülen göz tansiyonu türüdür ve yaşın ilerlemesiyle beraber görülme sıklığında da artış yaşanmaktadır. Açıklanmış olduğu gibi göz içinde drenaj sağlanamaz ve normal şartlarda 12 – 20 mm Hg aralığında olması beklenen göz tansiyonu, basıncın yükselmesiyle beraber ciddi derecede artış gösterir. Bu da sinir uçlarının zedelenmesine sebep olur. Ancak bazı kişilerde tansiyon yüksekliği görülse de sinirlerde yıpranma meydana gelmemiştir. Bu kişiler oküler hipertansif olarak değerlendirilir ve uygulanan tedavi de yalnızca tansiyonu dengelemeye yönelik planlanır. 

İlk evrelerde belirti vermeyen bir rahatsızlık olduğundan yaşanan görme kayıpları başlangıçta fark edilemeyerek ileriki aşamalarda körlüğe varan boyutlara ulaşabilir. Bu tip problemlerle karşılaşmamak için 40 yaşından itibaren yılda bir kez mutlaka göz muayenesinden geçmek oldukça önemlidir. 

Dar Açılı Glokom: Çok sık rastlanmayan bir göz tansiyonu türüdür. İrisin drenaj açısına konumlanarak bu kanalları tıkamasıyla meydana gelir ve çoğunlukla göz yapısı daha ufak olan kişilerde görülür. Hipermetrobun da bu glokomu tetiklediği düşünülmektedir. 

Trabeküler ağlar kapandığında tansiyon 50 mmHg değerine kadar çıkabilir ve bu durum gözde şiddetli bir ağrının oluşumuna yol açar. Ağrıyla beraber kusma ve bulantı da yaşandığı, zaman zaman gelen hasta şikayetleri arasındadır. 

Tedavi çok acil şekilde planlanmalı ve kalıcı körlüğün önüne geçilmelidir. Fakat belirtilmelidir ki bazı hallerde bu hastalığın yavaş seyrettiği hastalar da olabilmektedir. 

Göz Tansiyonunda Erken Teşhisin Önemi 

Glokom neticesinde görme duyusu tamamen yok olabildiği için göz tansiyonunun erken teşhisi oldukça önemlidir. Erken teşhis içinde doktora tabi ki gidilmelidir ancak kişinin göz tansiyonu belirtileri hakkında fikir sahibi olması da doğru olacaktır.

Göz muayene edilirken “tonometre” isimli cihazla göz içi basınç ölçülür. Daha sonra göz dibi muayenesiyle sinirler kontrol edilir ve son olarak doktorun gerek görmesiyle görme kaybı olup olmadığını anlayabilmek için görme alanı testi yapılır. 

Bunlar haricinde gelişen teknolojiyle RNFL, NFA veya HRT gibi ileri yöntemlerin kullanılması aracılığı ile sinir liflerindeki zedelenmelerin de tespit edilmesi mümkün hale gelmiştir. Bu durum, göz tansiyonu şikayeti yaşayanlar için büyük bir gelişmedir. 

Göz Tansiyonu Tedavisi

Göz tansiyonunun tedavi yöntemleri göz içi basıncı düşürebilmek için kullanılan göz damlaları, lazer ve cerrahi operasyonlardır. Hastalık tamamen iyileşmese de etkin bir tedavi ile kontrol altına alınabilmektedir. Bu nedenle damla kullanımı ömür boyu devam edeceğinden damlaların her gün, düzenli bir biçimde kullanılması iç basıncın düşürülmesi için büyük bir önem taşır. Damla harici tedaviler ise glokom türüne göre değişkenlik gösterir. 

Geniş açılı glokomda öncelikle ilaç (damla) tedavisi denenir ancak tedavinin başarılı olamaması halinde bir ya da daha fazla kez cerrahi müdahale de gerekebilmektedir. Bu durumun kararını göz doktorunuz, durumunuzu değerlendirerek verecek ve sizlere gereken bilgilendirmeyi yapacaktır. 

Dar açılı glokomun ise en kısa süre içerisinde lazer yoluyla tedavi edilmesi gerekir. 

Göz Tansiyonu Tedavisinde Hastanın Rolü

Öncelikle kişi bu hastalığı kendince araştırabilir. Yani göz tansiyonu belirtileri neler olduğunu bilmek ilk aşamada doğru teşhis için çok önemli. Hastalığın teşhis edilmesinin ardından doktorunuz sizlere, göz içi basıncı dengede tutabilmek adına göz damlası önerisinde bulunacaktır. Ancak sonraki aşamada glokom tedavisinde hastaya düşen görevler olduğu da görülmektedir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir. 

  • Göz damlasını önerilen saatte kullanmak
  • Nefes darlığı ve kalpte ritim bozukluğu gibi damladan kaynaklı yan etkiler görülmesi halinde derhal göz doktoruna bildirmek
  • Kontrol muayenelerini aksatmamak
  • Kullanılan diğer ilaçlar hususunda doktoru bilgilendirmek
  • Başka bir hastalıktan dolayı gidilen hastanelerde doktorunuza glokom hastalığına sahip olduğunuzu belirtmek
  • Hastalık genetik faktörlere bağlı olduğundan yakın çevrenizi düzenli muayene ve erken teşhis için uyarmak

Göz Tansiyonundan Korunma Yolları

Glokom tedavisi elbette ki yalnızca doğal yollar ve alınacak kişisel tedbirlerle önlenemez. Çünkü çevresel faktörler kadar genetik de bu hastalığa yol açan etmenlerden biridir. Ancak alacağınız tedbirler sizleri koruyarak direncinizi güçlendirmenize yardım edecektir. 

Göz tansiyonundan kaçınmak için tüketilmesi tavsiye edilen besinler şunlardır:

  • A vitamini değeri yüksek sarı ve turuncu meyve ya da sebzeler 
  • Taze meyve/sebze tüketimi, lifli gıdaların içeriğindeki antioksidanlar sayesinde göz sağlığını korur. 
  • Bira mayası, içerdiği kromium ile göz tansiyonunu dengeler.
  • Balık tüketimi de EPA ve DHA yağ asitleri ve Astazantin göz için oldukça faydalıdır. 

Sıralandığı gibi bazı besinlerin tüketilmesi göz sağlığının korunumuna yardımcı olurken birtakım yiyeceklerden ise uzak durulması gerekir. Kafein, alkol ve fazla şeker tüketimi karaciğer toksinleri ve kan dolaşımı sorunlarına yol açabildiğinden bunları olabildiğince aza indirmek göz sağlığınız için yararlı olacaktır. 

Retinal zararın önüne geçmek, kan akışını hızlandırmak ve damarları genişletebilmek için çay üzümü, astazantin, balık yağı, magnezyum ve CoQ10 kullanımı fayda sağlar. Ek olarak bazı yağlardan da göz tansiyonu hastalığının tedavisinde yararlanıldığı bilinmektedir. 

Bu yağlardan bazıları şöyledir:

  • Saman Çiçeği Yağı: Optik sinirleri korur.
  • Selvi Yağı: Kan akışını hızlandırır. 

Belirtilen yağlar göz çevresine miktarı fazla olmamak kaydıyla masaj yapılarak sürülmelidir. 

Bu yazımızda göz tansiyonu belirtileri, nedenleri, türleri ve tedavisi hakkında detaylardan bahsettik. Sağlıklı bir yaşam için çok abartılmadan kendi vücudumuzu bilmemiz ve ara ara kontrol etmemiz önemlidir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu